HÜSEYİN DELİASLAN
  DİL VE ANLATIM LİSE3
 

2007–2008 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DİL VE ANLATIM DERSİ II. DÖNEM II. YAZILI ÇALIŞMA KÂĞIDI

Ders Öğr: Hatice UYSAL TEZCAN

DİL VE ANLATIM

Mektup:

     Birbirinden uzaktaki insanların anlaşmak ve haberleşmek amacıyla yazdıkları duygu ve düşüncelerini paylaştıkları yazı türüdür.

Özellikleri:

  1. Açık ve sade olmalı.
  2. Çekici bir nezaketle başlamalı ve bitirmeli.
  3. Her türlü konuda yazılır.

Mektup çeşitleri:

  1. İş mektubu
  2. Edebi mektup
  3. Özel mektup

a)İş Mektubu:

1.     İş amacıyla yazılır.

2.     Resmi yer, kurum, kişi ile işle ilgili bir şey sormak amacıyla yazılır.

b)Edebi Mektup:

1.      Yazar ve şairlerin edebi konularda birbirine yazdıkları mektuplardır.

2.       Edebi mektupları dil bakımından özel mektuba benzetebiliriz.

c)Özel Mektup:

1.      Sade, samimi, yapmacıktan uzak, etkileyici bir dil kullanılmalıdır.

2.      Kullanılan kâğıt, kalem, zarf yazanın zevkine yazanın zevkine uygun olmalı.

3.      Teşekkür, özür, davet, baş sağlığı mektupları örnek olarak verilir.

Dilekçe:

     Bir dileği bildirmek üzere resmi dairelere sunulan tarih ve imzalı yazılardır.

Yukarıda dilekçenin yazım şekli verilmiştir.

Hece (ses) Düşmesi:

     Bazı iki heceli sözcüklerimiz, sesli harf ile başlayan bir ek aldıkları zaman, ikinci hecelerindeki sesli harf söylenmez veya yazılmaz. Bu olaya HECE ( SES ) DÜŞMESİ denir.

 

 

 

ÖRNEK:
               Nehir + -i  = Nehri
              
               Şehir + -i  = Şehri
              
               Kesir + -e = Kesre
              
               Emir + -e  = Emre
              
               Kıvır + -ım = Kıvrım
              
               Alın + -ı = Alnı
              
              Ağız + -ı = Ağzı

              Burun + -u = Burnu

              Boyun + -u = Boynu

              Göğüs + -ü = Göğsü
           
               Karın + -ı = Karnı

               Devir + -i = Devri

               Beyin + -i = beyni

               Bağır + -ı = Bağrı

NOT:     Sonu " k " harfi ile biten sözcüklerden sonra, " k " harfi ile biten bir ek gelirse ( -çek,   -cık gibi ), sözcüğün sonundaki " k " sesi düşer.

ÖRNEK: Keklik + -cık  = Kekçicik
                 Uçak + -cık    = Uçacak
                 Yalak + -cık   = Yelecik
                 Balık + -cık    = Belicik
                 Küçük + -çük = Küçücük
                 Büyük + -çek = Büyücek
                 Yatak + -cık   =  Yabacık

Ünsüz düşmesi:

Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3).

     Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3).

     Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest.

     Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde
ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczane, hastane, pastane, posta hane

UYARI: Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; kelimenin sürpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır.

 

Günlük:

     Yazarın yaşadıkları önemli olayları duygu ve düşünceleri günü gününe yazarak oluşturulan eserlere günlük denir.

Özellikleri:

1.      Günlük türünün önemi tarih gibi gerçeği vermesinden ileri gelir. Tarihe ışık tutar.

2.      Günlük türünde gözlemin önemli bir yeri vardır.

3.      Günlük yazarı iyi bir gözlemcidir.

4.      Günlük olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.

5.      Günlük içten ve samimi bir dille yazılır.

6.      Günlükler bir çeşit vicdan muhasebesidir.

7.      Günlükler kısa yazılardır.

8.      Günlük türü edebiyatımıza tanzimantla birlikte girmiştir. 1940’dan sonra önem kazanmıştır.

9.      Günlük anı ile karıştırılmamalıdır.

10.  Günlük türünün önemli temsilcileri: Nurullah ATAÇ - Cemil MERİÇ - Oktay AKBAL İlhan BERK -  Sahah BİRSEL – Oğuz ATALAY

Anı:

Yaşanmış olayları duyurmak için yazılan yazı türüdür.

Özellikler:

1.      Olay (ben) diliyle anlatılır.

2.      Anılarda bilgi, belge, yazılı kaynaklara başvurulabilir.

3.      Kişisel deneyim ve gözlemlere geniş örgüde yer verilir.

4.      Tarihe ışık tutar.

5.      İddia ve ispat yazıları değildir.

6.      Anı türünün temsilcileri:

 

Namık Kemal Magosa Hatıraları

Ahmet Rasim   Şehir Mektupları

Halide Edip Adıvar Türk’ün Ateşle İmtihanı

Fatih Rıfkı Atay Çankaya

Cenap Şahabettin Hac Yolunda

Abdülhak Şinasi Hisar Boğaziçi Yalıları

Halid Ziya Uşaklıgil Saray ve Ötesi

 

 

Biyografi:

     Kişi öldükten sonra hayatı başkası tarafından yazılmasına denir.

Otobiyografi:

     Kişi ölmeden önce hayatını kendisinin yazdığı yazıya denir.

Gezi Yazısı:

     Bir yazarın gezip gördüğü ve incelediği yerlerden edindiği bilgi görgü ve izlenimleri yansıtan yazı türüne denir.

 

Sohbet:

     Bir yazarın kişisel görüş ve düşüncelerini fazla derinleştirmen muhatabıyla konuşuyormuş hissini verecek bir üslupla kaleme aldığı yazılara denir.

Haber Yazıları:

     Günlük gazetelerde, belli aralıklarla yayınlanan dergilerde radyo ve TV’lerde halka duyurmak üzere yayınlanan yazılara denir.

Haber yazıları 3’e ayrılır. Bunlar:

1.      Resmi Haberler:

Resmi ve özel kuruluşlarda çalışan yetkili kişiden alınan haberlerdir.

 

2.      Özel Haberler:

Halk arasından toplanır.

3.      Ajans Haberleri:

Haber toplama ve yayma işleri ile uğraşan kuruluştur.

 

     Gazete haberlerinde uyulması gereken ilkeler vardır. Bir haberde aşağıdaki durumlar eksiksiz verilmelidir. Bunlar:

5N 1K kuralıdır. Açılımı ise

Ne / Kim

Neyi / Kimi

Nasıl

Ne Zaman

Nerede

Haber Yazıların Belirleyici Özellikleri Şunlardır:

1.      Haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir.

2.      Haberin gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir.

3.      Haberin sonuç bölümünde olayın etkisi anlatılır.

4.      Haber ilginç olmalıdır.

5.      Haberin başlığı da ilginç olmalıdır.

6.      Haber okunmamış olmalıdır.

7.      Haber önemli olmalıdır.

8.      Haberin ilgilendirdiği okuyucu kitlesi çok olmalıdır.

9.      Haber doğru olmalıdır.

10.  Muhabir haberi tarafsız yazmalı ve habere yorum katmamalıdır.

11.  Yorum köşe yazarlarının işidir.

 

Fıkra

Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde kişisel görüş ve düşüncelerini güzel bir üslupla hiçbir kanıtlama gereği duymadan anlattığı edebi düz yazılara denir. İki türlü fıkra vardır;

 

1)     Gazete fıkraları

2)     Çoğu tanınmış kimseler hakkında anlatılan nükteli hikaye niteliğindeki fıkralardır.

 FIKRA’NIN ÖZELLİKLERİ
1. Günlük olaylar veya düşüncelerle ilgili konular işlenir.
2. Konular tarafsız bir şekilde ele alınmalıdır.
3. Düşünceyi ön plânda olmalıdır.
4. Konular çok değişik açılardan ele almadan, ayrıntılara inmeden işlenir.
5. Yazılanlara okuyucuyu inandırma zorunluluğu yoktur.
6. Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.
7. Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılmalıdır.
8. Açık, sade ve akıcı bir dil kullanılmalıdır.

     Edebiyatımızda Fıkra yazan ilk kişi Ahmet Rasim’dir. Bunun dışında Falih Rıfkı Atay, Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tanınmış fırka yazarlarıdır.

 

DENEME
     Edebi türlerin tümü gibi deneme için de bir tanım vermek çok güçtür.Deneme günümüzde hemen bütün yazı türlerine doğru yayılma göstermektedir. Bu türler içinde en çok eleştiriyle bir arada anıldığı görülmektedir.Ancak burada söz konusu olan daha çok izlenimsel eleştiridir.
     Deneme için bir tanım yapmak gerekirse şunları söyleyebiliriz:
“Deneme;bir yazarın,herhangi bir konu üzerinde,özel görüş ve düşüncelerini hiçbir iddiaya yer vermeden,kesin yargılara varmadan anlattığı yazı türüdür.”
     Batı edebiyatında essai (ese ) adı verilen deneme konuları genellikle edebiyat,sanat,bilim,felsefe...vb.dir. 

 

     Özellikle Fransız edebiyatında Montaigne,İngiliz edebiyatında Bacon en tanınmış deneme yazarlarıdır.
     Denemede bir konu sınırlılığı, belli bir biçim yoktur. Yazar, konu seçmede tam bir özgürlüğe sahiptir.Denemede yazar,kendi kendine konuşur gibi bir anlatım rahatlığı içindedir. Denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak gayesi güdülmez.

Deneme Türünün Önemli Temsilcileri

Nurullah Ataç: Günlerin Getirdiği

Ahmet Haşim: Bize Göre

Suut Kemal Yetkin: Günlerin Götürdüğü

Ahmet Hamdi Tanpınar: Beş Şehir

Mehmet Kaplan: Nesillerin Ruhu

 

MAKALE

     Bir konuda bilgi verirken veya bir gerçeği savunurken, türlü kanıtlardan faydalanan, bunları bilimsel biçimde inceleyen gazete ve dergi yazılarına makale denir. Makaleler her konuda yazılabilir.
     Makale türü, edebiyatımıza Tanzimat döneminde gazete ile birlikte Batı'dan giren bir türdür. Düşünce yazıları içinde en ağırbaşlı ve en zor olan tür makaledir.   

     Makalenin amacı bilgi vermektir ama bu bilgi ansiklopedik bilgilerden çok farklıdır. Ansiklopedik bilgide, tanıtma, açıklama, sıralama ve kendiliğinden kesinleşmiş olma özellikleri vardır. Oysa makalede kişilik sezinleten bir anlatım, bir yorum ve inandırma eğilimi, bir amaç vardır.
     Bilim ve kültür alanında yazılan makaleler, sınırlı bir kültür kesimine ulaşmayı amaçladığından bu makalelerde daha bilimsel bir dil kullanılır.
     Gazete ve dergilerdeki makalelerse, geniş halk kitlelerine ulaşmayı amaçladığından yazar, dilini daha açık, daha popüler ve daha anlaşılır bir düzeyde tutar, özel terimler kullanmaktan kaçınır.

     Türk edebiyatında ilk makaleyi Şinasi: TERCÜMAN-I AHVAL gazetesinde yayınlamıştır.

 

Makaleler 6 ya ayrılır. Bunlar:

  1. Sanat Makalesi
  2. Politik Makale
  3. Askeri Makale
  4. Psikolojik Makale
  5. Bilimsel Makale
  6. Dini Makale

 

ELEŞTİRİ


    
Bir eseri değerlendirme amacıyla yazılan yazılara eleştiri denir. Eleştiride eserin yada sanatçının gerçek değerinin belirtilmesi amaçlanır.
     Eleştirmeci, bir sanat eserinin gerçek değerini,özünü yapılışını, değerli-değersiz yanlarını ortaya koyar.Eleştirmecinin görevi güzellik yaratmak değil,yaratılmış güzelliği yargılamak,okurlara tanıtmaktır.
     Eleştiriler; okura dönük eleştiri,

Topluma dönük eleştiri, sanatçıya dönük eleştiri, yapıta dönük eleştiri... olmak üzere türlere ayrılır.

     Eleştiriler iki bölümden yapılır. Bunlar:

  1. Doğrudan doğruya eser üzerinde yapılan eser.
  2. O eser hakkında önceden yapılmış üzerine eleştiri.

 

RÖPORTAJ

Her hangi bir konu ya da sorunun değişik boyutlarıyla ele alıp işlediği gazete ve dergi yazılarına röportaj denir.

Röportaj hem makale hem de gezi yazısı özelliğini taşır.

Röportaj iki kişi tarafından gerçekleşir.

Yazar anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtmalıdır.

Türk edebiyatın da röportaj türünün ilk örneklerini Evliya Çelebi vermiştir.

 

 MÜLAKAT(GÖRÜŞME)

Ünlü kişilerin çeşitli yönleriyle tanıtmak veya toplumu ilgilendiren önemli bir konuyu aydınlatmak için ünlü kişi veya uzmanlarla yapılan görüşmelere mülakat denir.

 

Mülakatın Özellikleri

  1. Konuşulanlar dışına çıkılmaz.
  2. Duygu ve yorumlara yer verilmez.
  3. Sade anlaşılır bir dil kullanılmalıdır.
  4. Metinlerde değişiklik yapılmaz.

 

Not: Mülakatın tanımından da anlaşılacağı gibi

2 türlü mülakat vardır. Bunlar:

  1. Ünlü kişileri tanıtan mülakat
  2. Önemli bir konuyu anlatan mülakat

 

Mülakat Ve Röportaj Arasındaki Fark

1.     Özel görüş ve duygulara yer verilmez.

2.     Okuyucunun dikkatini çekmek için süslü bir anlatım kullanılır.

3.     Kısa, açık, anlaşılır bir dil kullanılır.

4.     Birden fazla kişi ile görüşülebilir.

 

Mülakat Yapan Kişide Bulunması Gereken                                                              

                     Özellikler

  1. Karşısındaki kişiyi konuşmaya ikna edecek beceriye sahip olmalıdır.
  2. Soru sormayı iyi bilmelidir.
  3. İnsanlarla rahatlıkla diyalog kurabilmelidir.
  4. Görüşme esnasında ölçülü ve saygılı olmalıdır.
  5. Görüşülecek konu veya kişi hakkında hazırlık yapılmalıdır.

 

Söylev (Nutuk)

Dinleyicilere belli bir fikri, duyguyu aşılamak için söylenen uzunca sözlere söylev(nutuk)denir.

 

Söylevde Bulunması Gereken Özellikler

1.      İlgi çekici bir girişle başlar.

2.      Konu açık inandırıcı bir şekilde ortaya konur.

3.      Amaç insanları hey canlandırmaktır.

4.      Bir fikri düşünceyi aşılamak ve benimsemektir.

5.      Söylevler dinleyicinin kültür düzeyine ve gereksimine göre düzenlenmelidir.

6.      Toplayıcı ve zihinde kalabilecek cümlelerle bitirilir.

 

Söylev Çeşitleri

1.      Dini alandaki söylevler

2.      Siyasi alandaki söylevler

3.      Sosyal alandaki söylevler

4.      Askeri alandaki söylevler

 

Not: Her konuda söylev verilebilir. Ancak yukarıdaki söylev çeşitleri önemlidir.

Hatip: Söylev veren kişiye hatip denir.

 

İyi Bir Hatipte Bulunması Gereken Özellikler

1.      Gözlem gücü kuvvetli olmalıdır.

2.      İleri görüşlü ve söz söyleme kurallarını iyi bilen biri olmalıdır.

3.      Anlatacağı konuya hâkim olmalıdır.

4.      Ses tonunu iyi ayarlamalı ve vurguya dikkat etmelidir.

5.      Jest ve mimikleri uyumlu olmalıdır.

6.      Telaffuza dikkat etmelidir

 

2007/2008 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DİL VE ANLATIM DERSİ BURADA SONA ERMİŞTİR.

 

 
  Bugün 1 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=